58
Products
reviewed
0
Products
in account

Recent reviews by MaSSeR

< 1  2  3  4  5  6 >
Showing 1-10 of 58 entries
19 people found this review helpful
153.4 hrs on record (153.4 hrs at review time)
''Keşke hiç bitmeseydi diyeceğiniz oyunlardan''


Bir oyunun kritiğini yaparken oynanışı, hikayesi, atmosferi, nasıl hissettirdiği gibi bakabileceğimiz birçok kriteri vardır. Elbette her kriterin oyunu ne kadar sevip sevmediğimize etkisi kişiden kişiye değişir fakat eminim hepimizin hemfikir olacağı bir yöndür oyun bittikten sonra hissettirdiklerinin ne kadar önemli olduğu. O boşluk hissini neredeyse hiçbir oyun veremez, hatta bırakın vermeyi yanına bile yaklaşamaz, ne mutlu ki P4G için bu durum söz konusu değil. Credits ekranını gördüğümde gelen boşluk, bittiğinden gelen hüzün, o daha fazlası olsa keşke diye içimden geçirmeler ile en baştan başına oturup tekrardan bitirdim. Hala daha müziklerini dinliyor, hakkında bir şeyler okuyup izliyor, arkadaşlarıma anlatıyorum. Kopamadığım, kopmak da istemediğim gönlümde büyük bir yer tutacak bir oyun oldu P4G, gerçekten müzikleri, karakterleri, atmosferi ve hikayesiyle muadilini zor bulacağınız bir şaheser.

Artılar

•Atmosfer & Müzikler
Oyunun her kısmında harika bir atmosfer yakalanmış, huzursuz olması gerektiğinde huzursuz, mutlu olması gerektiğinde mutlu, hüzünlü olması gerektiğinde hüzünlü atmosferi vermeyi başarıyor. Bu atmosfere en büyük katkıyı yapan öge ise tartışmasız oyunun müzikleri, çok şey söylenebilir müzikler hakkında ama tek kelimeyle özetlersem: Harikalar.

https://www.youtube.com/watch?v=lKcy4hLvzgI&list=RDlKcy4hLvzgI&start_radio=1

https://www.youtube.com/watch?v=Z6zfyNxnMOo&list=RDZ6zfyNxnMOo&start_radio=1

https://www.youtube.com/watch?v=lL397KJ21KM&list=RDlL397KJ21KM&start_radio=1

•Hikaye & Sunum
Baştan sona kendini merak ettirmeyi başaran, sürükleyici ve tatmin edici sona ulaşan benim kanımca çok güzel yazılmış bir hikayeye sahip P4G, ''Pardon Mario, aradığın prenses başka kalede'' tarzına bağlanıyor gibi olsa da bir kısımda toparlayıp harika şekilde sonlanıyor, dört dörtlük. Keza araya eşitçe serpiştirilmiş anime ara sahneler de oyuna ayrı bir hava katıyor.

https://steamproxy.com/sharedfiles/filedetails/?id=3595964098

•Karakterler & Diyaloglar
P4G'ı birkaç çıta yukarı taşıyıp zirveye oynamasını sağlayan yöndür bence bu, liseden mezun olalı 2 yıl olmuş ve yurtta kalmaktan kardeş gibi olduğum arkadaşlarla farklı üniversitelere dağılmaktan hasret kaldığım samimiyetteki sohbetleri bir nebze gidermeyi başardı P4G, edilen sohbetler insana bir şeyler hissettirmeyi başarıyor, oyunun diyalog kalitesi gerçekten zirvede. Bu diyaloglar aynı zamanda ana kadrodaki harika karakterlerine yaratılan harika kişiliklerden beslendiğinden birbirlerine paralel olarak hem karakterlere ekstra bir derinlik katıyor, hem de diyaloğun o karakterden gelmesi etkisini arttırıyor. Ünlü bir idol olan Rise'nin gece sohbet ederken ''Acaba sürekli Persona çağırsam kilo verir miyim?'' demesi hem Rise'ye ayrı bir derinlik katarken bu sözün Rise'den gelmesi ''Bildiğimiz Rise işte'' dedirtip insanın suratında ayrı bir gülümseme açtırıyor. Gerçekten doyamadım şu sohbetlere.

•Social Link'ler
Aynı şekilde oyunun harika yönlerinden biri daha, ilerleyen ana hikayenin yanı sıra ana kadro ve bir o kadar daha karakterin hayatlarından kısa kesitleri anlatan oyuna mekanik olarak da yedirilmiş bu hikayelerin neredeyse hepsi de en az ana hikaye kadar özenle hazırlanmış ve kimisi ana hikaye kadar güzeller, oyunda yapmaktan en çok zevk aldığım şey bunlar kesinlikle.

•Harika Ses Aktörlüğü
Açıkçası 2 sefer de İngilizce oynadığımdan Japoncası nasıldır yorum yapamayacağım da eğer İngilizce ses aktörlerinden bahsediyorsak ben hepsine bayıldım. Gerçekten kimse kağıttan okuyup geçmemiş, karakterleri ne kadar benimsedikleri anlaşılıyor, duyguyu aktarmakta gerçekten çok başarılılar. Üstüne diyalogların harika yazılmış olması da cabası.

•Kombat & Dungeon Tasarımları
Öncelikle söyleyeyim, bu bildiğimiz sıra tabanlı savaş sistemi öyle devrimsel bir yenilik yok, seven yine sevecek sevmeyen sevmeyecek. Elbette kendine has bir iki yönü olsa da bahsetmeye değecek çapta şeyler değiller. Sıra tabanlı sistemi seven biri olarak özgün Dungeon tasarımları ve harika müzikler sağ olsun ben hiç sıkılmadım ama Dungeonların tamamen random-generated olması ve tüm Dungeon'ın 3 tane texture'dan oluşması kimisi için can sıkıcı olacaktır eminim. Yine de sıra tabanlı seven herkesin P4G'in kombatından zevk alacağını düşünüyorum ben.

https://steamproxy.com/sharedfiles/filedetails/?id=3610412402

Eksiler

•Yaşından Kaynaklı Problemler
Dediğimi biraz açacak olursam: Küçücük bölgelerin parça pinçik olması ve arasında yükleme ekranı girmesi, bazı menülerin kullanışsızlığı, üstte de dediğim gibi Dungeonlardaki problemler, herkesin 1.50 boyunda gibi gözükmesi gibi genellikle yaş kaynaklı problemler. Ben yaşını bildiğimden böyle şeyleri bekleyerek girdiğimden ve açıkçası çok da umursamadığımdan benim için bir eksi olmasa da genele bakarsak bir eksi olduğu bariz.


Son söz

Oyunu kenara koyalı 2 hafta ha oldu ha olmadı ama şimdiden duyurulan remake Revival'ı heyecandan tutuşmuş şekilde bekliyor, bu şaheseri modern teknonojinin bütün nimetlerinden faydalanır halde yepyeni modeller, menüler ve iyileştirmeler ve yaştan kaynaklı problemlerin törpülenmiş halinde görmek için kelimenin tam anlamıyla can atıyorum. Özetleyecek olursam, en sevdiğim oyunları düşündüğümde her zaman ilk zikredeceğim oyunlardan biri olacak P4G eminim. Sıra tabanlı savaş sistemi sevin sevmeyin, bu tarz animemsi işleri sevin sevmeyin ki kendim de çok haz etmem, ne olursa olsun ben oynayan birinin P4G'yi seveceğini düşünüyor ve bütün içtenliğimle tavsiye ediyorum.



I'm sorry Teddie... Only people have human rights.

https://www.youtube.com/watch?v=fTczCpIaLAU&list=RDfTczCpIaLAU&start_radio=1
Posted 22 November, 2025. Last edited 22 November, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
20 people found this review helpful
109.5 hrs on record
''2000 Başının küçük imkanlarıyla yapılmış büyük bir vizyonun oyunu: Ace Attorney''


Bunca kalitesi ile meme'leri ve müzikleriyle nispeten bilinen bir oyun olmasına rağmen Ace Attorney; ülkemiz başta olmak üzere dünyada hak ettiği değeri göremeyen, türünden dolayı çoğumuz tarafından es geçilen, her ne kadar biraz emek istese de kesinlikle karşılığını veren, şarap gibi yaşlanmış 10 numara bir oyundur. Eğer görüp şu ana kadar almakta tereddüt ettiyseniz hiç etmeyin, bu oyun gerçekten parasının hakkını fazlasıyla veriyor.

Artılar

•Davalar & Genel Hikaye
Kimisi uzun kimisi kısa olmak üzere totalde 14 tane olan davaların hepsi gerçekten çok iyi kurgulanmış, insanı meraka sürükleyen ve nasıl oluyorsa imkansız bile gözükse de en sonunda mantıklı bir temele oturan ve oyunu sürükleyici ve eğlenceli kılan temel yapı taşlarından biri. Genel hikayeyse davalarla paralel ilerleyip ana karakterimizin nasıl çömez bir avukattan bir efsaneye dönüştüğünü anlatan hoş ve yine iyi kurgulanmış güzel bir hikaye.

•Müzikler & Efektler
Çok iyi. Hani bir müzik düşünün ki düz metin okumayı müthiş heyecanlı bir hale getiriyor, keza efektler de az olsa da öz kullanılmış, davanın kilit anlarında o kadar güzel yerleştirilmişler ki vücuduma damardan dopamin verilmiş etkisi yapıyorlar resmen. Tanığın ifadesindeki o küçük yalanı yakalayıp o ikonik ''Objection!'' ile itiraz etmek, Phoenix'in elini masaya vurup o öz güvenli duruşla gülümsemesi, arkadan hafifçe yükselen Pursuit temasıyla tanığın çelişkisini yüzüne vurmak var ya gerçekten nasıl başardılarsa bambaşka bir his.

https://www.youtube.com/watch?v=UxnvGDK0WGM&list=RDUxnvGDK0WGM&start_radio=1

https://www.youtube.com/watch?v=wVkyy04CkTk&list=RDwVkyy04CkTk&start_radio=1

https://www.youtube.com/watch?v=Nuv6h2KuQKo&list=RDNuv6h2KuQKo&start_radio=1

•Diyalog Kalitesi & Karakterler
20 yıl öncesinin diyalogları olmasına rağmen ne itici ne de saçma diyalog var oyunda. Hepsi akıllıca yazılmış ve komik olması gerektiğinde komik, ciddi olması gerektiğinde ciddi olan duyguyu aktarmada başarılı diyaloglar. Karakterler de hem tasarımlarıyla hem kişilikleriyle akılda kalıcı ve sevilesi, üstünden kaç yılda geçse isimlerini unutacağımı sanmıyorum.

Eksiler

•Yorucu & Bazen Kriptik
Eğer oyun akıyorsa bir günde 10-12 saat bile oynayabilen bir insan olarak Ace Attorney'i sevip devamını merak etmeme rağmen 3-4 saatten sonra bu günlük yeter diyip çıkarak bitirdim. Malum oyun diğer oyunlara kıyasla çok daha fazla dikkatini ve aklını kullanmanı istiyor, bu bir de bolca diyalogla birleşince ister istemez bir süre sonra baya yorucu oluyor. Ayrıca, oyun bazı noktalarda gerçekten fazla kriptikleşiyor, kendim çözemeyip wikiye bakmak zorunda kaldığım oldu 3-4 kez, özellikle ilk oyunun son davası.

Son Söz
Görsel roman tarzı yıllardır merak ettiğim ama girmeye tereddüt ettiğim veya nerden gireceğimi bilemediğim bir türdü, bu janrada oynadığım ilk oyun olduğundan janra içinde yeri nedir bilmesem de kesinlikle iyi bir giriş noktası olduğunu düşünüyorum. Eğer aksiyondan ziyade keyifle ilgi çekici bir hikaye dinlemek, aklınızı kullanıp harika müzikler ve ikonik karakterle harika kurgulanmış davaları çözmek kulağa hoş geliyorsa kesinlikle bu oyuna bir şans vermelisiniz, ben gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.



A Lawyer only cries once it's all over.
Posted 4 November, 2025. Last edited 4 November, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
10 people found this review helpful
24.4 hrs on record
''Selefinin altında kalmış bir devam oyunu''


İlk oyunu keyifle oynayıp bitirdikten sonra zaten iyi yaptıkları şeylerin üstüne koyup ilk oyundan daha büyük çap ve vizyonda bir oyun bekleyerek girdim Crysis 2'ye, karşılaştığım oyunsa ne yazık ki hiç de beklediğim gibi bir oyun değildi. Odaksız, ne yapmak istediğini kendi de bilmeyen ve konu yenilik olunca bir kıt oyundu, açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Ha tabii ki selefinin gerisinde olması Crysis 2'yi kötü bir oyun yapmıyor, aksine temel oynanış hala yerinde olduğu için yine de gayet keyifli bir oyun.

Artılar

•Atmosfer ve Müzikler
Tema olarak ıssız adadan urban bölgeye geçilmesinin şahsen büyük bir fanı olmasam da gerçekten atmosferi iyi kotardıklarını söyleyebilirim, özellikle dar alanlarda. Keza müzikler de baya iyi, ilk oyunun üstüne konulmuş nadir noktalardan biri. Ha, biri harici hiçbiri açıp dinlenecek kadar iyi değiller ama atmosferi götürmek konusunda yeterliler. Bahsettiğim o harici olansa tema müziği, tam bir şaheser.

https://www.youtube.com/watch?v=6nHDT5nrjCY&list=RD6nHDT5nrjCY&start_radio=1

•Temel Oynanış & Bölüm Tasarımı
Janrasındaki diğer oyunlara göre biraz zayıf kalsa da vuruş hissi fena değil, selefinin bir 3-5 kat üstünde, silah çeşitliliği biraz az, yapay zeka da evlere şenlikten biraz üst seviye sadece. Peki böyle bir durumda nasıl iyi oluyor oynanış, tabii ki nanosuit sayesinde. Nanosuit özellikleri gerçekten bu oyunu kurtaran şey bence, bu özellikler sana durumlara farklı yaklaşma olanakları sunuyor, üstüne bir de bölüm tasarımının paralel şekilde tüm olanakları desteklemesi tüm açıklıkları kapatıp, Crysis 2'yi oynaması hakikaten eğlenceli bir shooter'a çeviriyor.

•Yerelleştirme
Doğu Karadeniz ağzıyla konuşan özel Amerikan komandosu var oyunda, daha anlatmama gerek var mı?

Eksiler

•Hikaye
Hadi ilk oyunun hikayesi çok klişeydi de bir şekilde başlıyor ve bitiyordu, bir tutarlılığı vardı. Bu hikaye ne la? İlk oyundan sonra n'oldu, Nomad nerde, Prophet'a neden terörist diyorlar açıklamadan oyun seni ileri atıyor ve bu sorulara da hikaye ilerledikçe bir cevap vermiyor. Anlattığı hikayeyse nasıl becerdilerse ilk oyundan bile daha klişe ve tahmin edilebilir, bir yere bağlanmayan sıkıcı bir hikaye.

•Düşman Çeşitliliği
İki elin parmağını geçecek kadar düşman var mıdır oyunda bilmem, hani bazı oyunları teması izin vermez farklı düşman koyamaz da, ya Crysis bu oyunun yarısından çoğunda uzaylılarla savaşıyoruz atamadınız mı 5-6 farklı çeşit uzaylı daha? Keza ilk oyunda kötü de olsa 2 benzersiz Boss vardı, burada ise aynı tekrar eden Boss'la 3 kez savaşıyoruz, ha o da iyi olsa keşke.

Son Söz
Kafama takıldı, ilk oyundaki uzaylılar War of the Worlds'den fırlama gibiyken aynı uzaylı ırkı bu oyunda Predator gibi takılıyor, anlaşılan bir tek bana battı bu. Her neyse, özetleyecek olursam benim için hayal kırıklığı olmuş ve ilk oyunun gerisinde olduğunu düşündüğüm bir oyun olsa da eğlenceli oynanış ve atmosferi ile oynanmayı hak eden bir oyun bence, FPS seven herkese tavsiye ederim.
Posted 27 October, 2025. Last edited 27 October, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
21 people found this review helpful
40.1 hrs on record
Hepimiz biliyoruz, hepimiz seviyoruz


Eminim PvZ ile en az bir kez olsun karşılaşmışsınızdır, herkesin telefonundan bir tur geçmiştir, malum çocukluğumuzda kaliteli mobil oyun bir elin parmağını geçmeyeceğinden.. Ha eğer bir mucize hiç
görmediyseniz, basit başlayıp giderek derinleşen, temposu çok iyi ayarlanmış, bir şekilde hiç sıkmamayı başaran ikonik bir Tower Defense oyunu diye özetlenebilir sanırım. PC'de olduğunu öğrendiğim gibi aldım, o zamandan beridir de aralıklarla tekrar tekrar bitiriyorum. Hala 2013-2014 civarı verdiği hissin aynısını veriyor. Kesinlikle bu yılda dahi ne eski ne demode hissettirdiği bir yön yok, rahatlıkla tavsiye ederim. Sadece EA'in GOTY versiyon deyip 5 dolar para istediği sürümde çözmeye tenezzül etmediği bir problem var ondan bahsedeyim.
Çözünürlük. Oyunu tam ekran yaptığınızda oyunun çözünürlüğü rezalet ötesi bir duruma düşüyor. Bu kadar temel bir problemin parasını ödediğimiz üründe çözülmemiş olması sinir bozucu olsa da neyse ki çözüm var, hatta birden fazla. İnternete yazarak çözüm yöntemlerine bakar hangisi kolayınıza gelirse uygulayabilirsiniz.
Posted 18 October, 2025. Last edited 18 October, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
22 people found this review helpful
90.0 hrs on record (89.9 hrs at review time)
''Bu oyun bir başyapıt desem ne kadar şaşırırsınız?''


3 yılda 3 kişi tarafından Kickstarter'dan topladıklarını kısıtlı bütçeyle yapılan ve rahatlıkla en sevdiğim oyunlardan biri diyeceğim Hollow Knight'ın aynı 3 kişilik ekip, ilk oyunun 15 milyon satışından gelen devasa bütçe ve ilk oyunun neredeyse 2,5 katı sürede geliştirilen devam oyunu Silksong; yani başyapıttan başka ne olabilir ki? Yalan olmasın, selefinin aksine Silksong kusuru olmayan pürüzsüz bir oyun değil, ama o kadar iyi bir oyun ki en sevdiğim, en iyi diyeceğim Metroidvania Hollow Knight mı, Ori mi yoksa Nine Sols mu diye karar veremezken bir adım öne çıkıp nihai Metroidvania deneyimi olduğunu tartışmasız şekilde kanıtlıyor.

Artılar

•Atmosfer, Müzikler & Çevre Tasarımı
Oyunun her sahnesi tablodan fırlama gibi, el çizimi katmanlı arka planlar akıcı animasyonlar ve Christopher Larkin'in kompozitörlüğünü yaptığı ses tasarımı ve müziklerle birleşince öyle güzel bir atmosfer oluşuyor ki insanın gerçekten sadece durup etrafı seyredesi, müziği dinleyip amaçsızca gezesi geliyor, inanılması güç bir şaheser var ortada eğer konu atmosfer inşaası ise.

https://www.youtube.com/watch?v=zRs58D34OLY&list=RDzRs58D34OLY&start_radio=1&ab_channel=ChristopherLarkin

•Savaşa Yaklaşımdaki Çeşitlilik & Müthiş Kombat
Hornet'in elinde öyle bir arsenal var ki gerçekten bir oyuncunun oynayışıyla öbürü birbirini tutmuyor. Temel saldırınız, iyileşmenizin mantığını, ağır saldırıyı ve serinin klasikleşmiş pogosunu -aşağıya doğru vurarak yükseklik kazanarak tekrar aşağıya vurmak- tamamen değiştiren 7 çeşit Crest, üstüne pasif etkiler veren charmların yerini alan ekipmanlar, aktif olarak kullanabildiğiniz sayıları sınırlı fırlatılabilir eşyalar bir de üstüne seçebildiğiniz 6 tane ayrı özellik. Gerçekten kimi izlesem Bosslarda farklı hareketler yapıyor, farklı yerlerde kaçıp farklı ekipmanlarla farklı şekillerde bosslarla uğraşıyordu. Oyundaki opsiyon çeşitliliği hayret edilesi seviyede. Tüm bunun üstüne tüm saldırılar animasyon yoğunluğu sağ olsun o kadar tatmin edici hissettiriyor ki övmemek elde değil.

•Harita Tasarımı & Platforming
Sonuçta bu bir Metroidvania, haritanın tasarımı da oynanış kadar önemli, peki o nasıl? Harika, eğer tek kelimeyle ifade edecek olsam, her tarafı gizli yerle dolu ve seni hiçbir zaman elini boş bırakmıyor, karınca yuvası gibi her yerden birbirine bağlanıyor. Platformingse, gerçekten çok eğlenceli. Özellikle oyunun ortasına doğru birkaç özellik açınca platforming öyle keyifli hale geliyor ki yıllardır Will of the Wisps'i tekrar tekrar oynama sebebim olan ve kimsenin eline su dökemeyeceğini düşündüğüm olan müthiş akıcı platform hissinde bile Ori'yi gölgede bırakıyor. Şu oyunda bir yerden bir yere gitmek çok eğlenceli be.

•Hikaye & Yan görevler
İlk oyunun hikayesi varla yok denecek arası birşeydi, sadece harika bir Lore'u vardı, halefi Silksong'da ise daha genişleyen bu Lore'un üstüne bir de çok daha fazla ara sahneyle anlatılmaya çalışılan bir hikaye var, ha inanılmaz bir hikaye değil ama Hornet'in 3 Kraliçenin Kızı lakabına yakışan kişiliği sağ olsun bana kayda değer bir artı dedirtecek kadar varlığını hissettirdi. Keza yan görevler de devrimsel bir şey yok, ama güzel ödüller verip zaten gittiğin bölgelere tekrar gitmen için mantıklı bir sebep vermesinden yine bence oyun için çok iyi bir eklenti.

•Düşman/Boss Çeşitliliği & Kalitesi
Oyundaki düşmanların neredeyse hepsi harika tasarıma sahip, çeşitli saldırıları olan savaşması hakikaten çok keyifli düşmanlar. Hatta komik gelebilir de Silksong'un çoğu düşmanı Hollow Knight'daki Bosslardan bile kompleks. Bosslar da keza aynı şekilde harikalar oyundaki total bulunan 57 Boss sayacağımız düşmandan 53'ünü kesmiş olan biri olarak gerçekten sadece 5'ini sevmedim. Kalanların hepsi gerçekten iyiler, bazılarıysa harikalar. Şu konuda olan tek şikayetim ilk oyunu oynamış herkesin nefret ettiği Primal Aspid tarzı düşmanlardan neredeyse her bölgede bulunması.

•Her Metroidvanianın kaderi, Silksong'un değil
Türün mantığından dolayı oyundan bağımsız olarak oynadığım tüm Metroidvainalarda yaşadığım, çoğumuzun yaşadığı bir problem olan ve gerçekten çözülebileceğini düşünmediğim bir problem vardı, o yüzden de her Metroidvanianın kaderi diyordum, o problemde saatler ilerledikçe seyahatin işkenceye dönebilmesi. Oyunlar bunu engellemek için çeşitli hızlı seyahat opsiyonları verseler de hiçbir zaman tamamen giden bir problem olmadı, en azından benim için. Silksong'da da o nalet kader tam iğrenç suratını bana göstermeye başlarken, oyun bana neredeyse her noktadan en yakın hızlı seyahat noktasına ışınlanabilme özelliğini verdi, inanır mısınız öyle bir temiz hava gibi geldi ki anlatamam. 80 saatlik ilk deneyimimde bir kez bile ''Off taa oraya mı gidicem şimdi'' dediğim olmadı, gerçekten Silksong'u en çok takdir ettiğim nokta burası olabilir.

•Teknik Pürüzsüzlük
Normalde oyun buglı olduğu için eleştirsem de sıkıntısız çalıştığı için övmem, zaten olması gereken budur sonuçta da, malum endüstrinin bulunduğu hal böyle olunca hem de çıktığı gibi incelemesini yazabildiğim belki de ilk oyun olduğu için bahsedeyim dedim. Oyun gerçekten çok cilalı, 80 saatte totalde 3 tane bug ile karşılaştım, bunlardan biri Bossun arenadan ayrıldıktan sonra geri gelmemesi, öbürü bosstan hasar aldıktan sonra duvarın içine girmem, sonuncusu ise ''Claim'' yerine ''!!Prompts,Claim!!'' yazması, o kadar. Bu saydığım 3 bug dışında 80 saatte hiçbir bug'a denk gelmedim.

Eksiler

•Problemli Zorluk Eğrisi, Yapay Zorluk & Runbackler
Selefinin aksine kusurlu dediğim nokta burası, Hollow Knight basit başlayıp ilerledikçe kademe kademe zorlaşırken Silksong zorluğu Kosinüs doğrusu gibi bir ileri bir geri oynayıp duruyor, aynı şekilde bazı Bosslar çok basit olacak diye korkmuş olacak ki Team Cherry, onlara 2 maske vuran minyon spamlatan özellikler vermişler. Bu da onları basitten zora değil, sinir bozucuya çevirmiş. Keza ilk oyunda sadece Watcher K. ve Mantis Lords'da olan ve zor değil sadece biraz uzun olan Runbacklerin aksine bu oyunda belki 2 elin parmağını geçecek miktarda hem uzun hem zor runbackler var, özellikle gittiğin Boss eğlenceli değil bu bahsettiğim nadir sinir bozucu olanlardansa insana ragequit attıracak kadar kötüler.


Son söz
Yaklaşık 2 ay kadar önce bir arkadaşım GOTY adayınız ne diye sormuştu, ben de ''Bariz Expedition 33 gibi gözüküyor ama umarım en az onun kadar iyi bir oyun çıkar da 2018 ve 2022 gibi çekişmeli bir yıl olur'' demiştim. Ne diyebilirim ki, insanın istediğinin olması iyi hissettiriyor, Silksong benim gözümde çok bariz bir GOTY adayı ve bu sene bir bomba daha çıkmazsa yarış Silksong ve Expedition arasında olacak gibi duruyor, gerçekten hangisi hak ediyor bilmiyorum, ama Death Stranding 2 alırsa kafayı yerim, orası kesin. Oyun gerçekten istediğim her şeyi verdi, 7 yıllık bekleyiş sonunda sona erdi ve ben memnunum, çok rahatlıkla herkese tavsiye ediyorum, son 10 yılda çıkan en iyi oyunlardan biri.



Ya koca oyun bir kere mi 'Shaw' demez insan, eeey Team Cherry nerde bizim 'Shaw', 'Ediiila', 'Hegaaale' miz?
Posted 12 September, 2025. Last edited 24 November, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
10 people found this review helpful
13.7 hrs on record
Basit ve Eğlenceli

Shank'i büyük ihtimalle genelde podcastlerde Let's play olarak koyulduğu için ya da benim gibi Don't Starve oyunlarının yapımcısı Klei Entertainment başka neler yapmış diye baktığınız için görmüşsünüzdür. Oyun steam sayfasında veya izlediğiniz videolarda gördüğünüzün ne azını ne çoğunu veriyor. Basit, kısa ve eğlenceli bir Beat 'em up, mekaniklerde herhangi bir gelişme olmasa da kısa oynanış süresi boyunca sıkmadan oynatmaya yetiyor, hikaye sadece olsun diye var birşey beklemeyin, ek olarak oyun pürüzsüz çalışıyor ve görsel tarzı hoş. Janrayı seven birinin eğlenerek oynayabileceği ama türü sevmeyene türü sevdirecek kalitede olmayan basit ve eğlenceli bir oyun.

[Benim oynayış süreme aldırmayın o 13 saat 2 kez normal, 1 kez zor modda ve 1 kez de co-op modda bitirmenin toplam süresi, oyun normalde 2-3 saat arası sürüyor]
Posted 31 August, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
11 people found this review helpful
17.3 hrs on record
''FPS sevenler gözünden kaçırmasın.''

Far Cry 3'ün mekanikleri üstüne inşa edilmiş olduğundan tanıdık, aynı zamanda müthiş atmosferiyle taze hissettirebilen bir oyun Blood Dragon. Kendini zerre ciddiye almayan yapısı ve kısa süresiyle tek oturuşta bitirebileceğiniz kısa, öz ve keyifli bir oyun.

-Artılar-

•Kombat ve Harita
Klasik FC3 mekanikleri, tok, oturaklı ve tatmin edici. Yapay zeka da iyi, saçma sapan hareketler yapmıyorlar. Harita da FC3'ün minyatürü gibi, radyo kuleleri, avcılık ve hikayeli yan görevler gitmiş kalan yan etkinlikler aynen duruyor, yani FC3'te güzeldi burda da aynı şekilde güzel. Ekleyebileceğim bir de pozitif not var, tema sağ olsun Outpost tasarımlarında çok daha yaratıcı olabilmişler.

•Atmosfer ve Müzikler
Neon ışıklar, Retro-fütüristik atmosfer ve ortamı müthiş tamamlayan harika soundtrack, haritanın içinde gezmek başlı başına bir keyif.

•Mizahı
FC oyunları 3'ten itibaren hiç aşırı ciddi olmadılar ama, hep bir ton korudular. Burda o ton yok oyun baştan aşağı geyik. Ubisoft'un kendi oyunları dahil herşeyle korkmadan dalga geçen diyalogları ve referansları beni baya gülümsetti, keza hikayenin kendisi de tamamen dalga ve mizah üzerine ve yine mizahı iyi.

-Eksiler-

•Göz Yorucu
Neredeyse mükemmel olan bir oyun üstüne inşa edildiği ve batabileceği tek konu olan hikayeyi de tamamen geyik aldığı için oyunun istese de kötü yapabileceği bir şey yok bence. Hakkında diyebileceğim tek negatif şey bunca efekt ve ışık göz yorucu olabiliyor, o kadar.

Son söz
Oyun iyi hoş da aklımda oyunun kendisinden çok yüklediğim ekran görüntülerden birine kızıp sövüp arkadaşlıktan çıkaran adam anısı kalıcak büyük ihtimalle, çok garipti yaw. Neyse, özetleyecek olursam, Blood Dragon FC3'ün birkaç oynanış elementinin çıkarılıp bolca neon ve mizah eklenmiş daha kısa ve kompakt hali. FPS seven herkese tavsiye ederim.



''If guns make me safe, bigger guns make me safer.''
Posted 30 August, 2025. Last edited 30 August, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
10 people found this review helpful
32.0 hrs on record
''Hiçbir şeyi çok iyi yapmıyor, ama hiçbirini kötü de yapmıyor.''

[Bu inceleme evrene az çok hakim ama kendine Star Wars fanı demeyecek biri tarafından yazılmıştır]

Anlaşılan sevgili EA ve Respawn nasıl bir oyun yapacaklarına karar veremeyip en son ortaya karışık bir şey yapmışlar. Fallen Order aynı anda hem Sekiro hem Uncharted hem de Metroidvania olmaya çalışıp bence altından kalkamayacağı bir yükün altına girmiş, Respawn'ın altından layıkıyla kalktığını söyleyemem ama her konuyu da hiç fena kotarmamışlar. Sonuç olarak habire bir şeyler eksik gibi hissettirse de oynaması baya keyifli bir ürün ortaya çıkmış.

-Artılar-

•Kombat
Işın kılıcının animasyonları ve efektleri çok tatlı olmuş, Force güçleri ve yetenek ağacından açılan yeteneklerle de yeterince çeşitlilik sağlanmış bence oynanışta. Tabii sistem mükemmel değil, zamanında kuzenim ''Maksimum zorlukta oynayınca aynı Souls gibi oluyor'' demişti, yani hani hakkını yemeyeyim evet Souls gibi oluyor da, iyi bir Souls gibi olmuyor, o oyunları iyi yapan tek şey kendi kombat sistemleri değil, bu oyunda eksik olan bariz bir etmen daha onları iyi kılıyor ama o başlı başına büyük bir problem onu eksilerde ayrı bahsedicem.

•Sinematik Sunum
Uncharted olmaya çalıştıkları yer de burası ve bence oyunun en iyi yaptığı yer de burası. Adamlar çok güzel aksiyon dolu sahneler yapmışlar, ha çok interaktif değiller ama bence amacını yeterince yerine getiriyorlar. Ben beğendim.

•Harita Tasarımı, Atmosfer ve Müzikler
Geldik Metroidvaina tarafına, gerçekten çok güzel haritalar tasarlamışlar karınca yuvası gibi dolanıp dolanıp bir anda başladığın yerde bitiveriyorsun, keza yetenek aldıkça yeni yerlere ulaşabilme de iyi kullanılmış bana ne sinir bozucu derecede kısıtlayıcı ne de olmasa da olurmuş diyeceğim kadar gevşek hissettirmedi, tam kıvamında. Tabii burda da bariz bir problem var da o da uzun sürecek eksilerde ayrı bahsetmek daha sağlıklı olacak gibi. Atmosfere gelecek olursak, bence gayet iyi, gezegenler birbirinden farklı hissettiriyor ve güzel harita tasarımı benim için içinde gezmelerini baya keyifli hale getirdi. Müziklerse klasik Star Wars tarzı işte, güzeller.

•Hikaye
Millet hikayeyi çok beğenmemiş de bence fena değildi ya. Tamam çok klasik hazine avcısı hikayesi ve evet birebir klişeyi bozmadan ilerliyor da zaten bu hikayeleri biz karakterleri için izlemiyor muyuz zaten? Şahsen ben karakterleri ve aralarında geçirdikleri muhabbetleri sevdim özellikle BD-1, hehe aslanım benim.

-Eksiler-

•Teknik Problemler
Oyun kıran bir hatayla karşılaşmadım hiç ama oyun görsel ve animasyon glitchleriyle kaynıyor bildiğin, takedown yaparken göğe kalktığım ya da kıymetli Cal'ımın yarısı toprağın içinde gezdiği anlar ve buna benzer pek çok glitch sayısını tutamayacağım kadar çok yaşandı, aklınızda olsun.

•Düşman ve Boss Kıtlığı
Güzel bir kombat sistemin olsa ne yazar eğer savaşabileceğin güzel düşmanlar yoksa. Fallen Order'da da durum tam olarak bu, yalan olmasın Stormtrooper'larla savaşmak baya keyifli ama yeterli değil. Çünkü ne zorlayıcılar ne de çok da derinlikli değiller, maksimum 2 saldırıları var. 20 saatlik oyunda sadece 4 Boss savaşı var ve bunlar güzeller de hani çok azlar yaw. Oyunun Boss diye gözümüzü boyamaya çalıştığı baya düşman var da hepsi düz düşmanların farklı renkli versiyonu ve canları fazla, o kadar. Ha bir de Stormtrooper harici düşmanların çoğuyla savaşmak zevkli değil, hareketlerini okuması zor ve saldırıları genelde mantıklı bile değil.

•Her Metroidvanianın kaderi ve Boktan ödüller
Evet her Metroidvania oyunda problem olan konu burada da istisna değil. Bazen seyahat gerçekten işkenceye dönebiliyor. Çoğu oyun bu problem için çeşitli Fast travel sistemleri getiriyor ve ona rağmen yeterli gelmiyorken Fallen Order'da hiç Fast travel imkanı yok. Yetmezmiş gibi oyunun onca keşif sonunda verdiği ödüllerin gemi ve ışın kılıcı skini olması genelde insanın hepten şevkini kırıyor.

Son söz
Çoğu oyunda bana batan bir konu var, en basit ve en çok karşılaştığımız düşmanlara totalde 2 tane falan diyalog koymaları ve aynı diyalogları tekrar tekrar duyman oyun boyu, Fallen Order'ı bu konuda takdir ediyorum bolca ve baya güzel diyaloglar koymuşlar Stormtrooper'lara. Hem aynı diyaloğu hiç duymadım hem de koyduğu diyalogların bir kısmı baya gülümsetti çok güzellerdi. Herneyse, özetle yola çıktığı hiçbir şeyi tam anlamıyla yerine getiremese de total olarak baktığımda benim baya eğlendiğim bir oyundu Fallen Order, rahatlıkla tavsiye ederim.
Posted 28 August, 2025. Last edited 28 August, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
15 people found this review helpful
16.5 hrs on record
''Ben bu kadar iyi yaşlanmış bir oyun görmedim''

Oyunu açtığım andan itibaren gerek menü ekranları gerek sunumu gerekse de kontroller ve görev objektifleriyle sanki 18 yıl öncesinin oyununu değil de yeni çıkmış modern bir oyunu oynuyormuş gibi hissettim. O kadar ki inanamadım duruma hem bitirdikten sonra hem de şunu yazmadan hemen önce kontrol ettim bu harbiden 2007'de çıkan versiyon mu diye. Günümüzde bile bu kadar keyifle oynanabilen bir oyunun zamanında sektörü sallamasına hiç şaşırmam, 10 numara oyun.

-Artılar-

•Kombat
Denecek çok da bir şey yok, silahlar bunca yıla rağmen hala tok ve olması gerektiği gibi hissettiriyor, yapay zeka fena değil, silah çeşitliliği de var. Hala bolca keyifli her gunfight, tek şikayetim düşmanların çok fazla bomba atması olurdu herhalde.

•Atmosfer ve Müzik
Bunca yıla rağmen bu konuda da harika iş çıkarıyor CODMW, oyunun atmosferi ses efektleri, görsellik, bölümlerin geçtiği alanlar ve özellikle dost NPC'lerin hareketleriyle inanılmaz güzel verilmiş, müzikse her zaman olmasa da girdiğinde işini layıkıyla yerini getirip vermesi gereken duyguyu veriyor.

•Bölümler Arasındaki Farklılık
Burada bahsettiğim farklılık görsellik değil, o da var da asıl farklılık oynayış tarzınız. Adamlar sanki bir FPS shooterda kaç farklı şekilde sizi aksiyona sokarız diye kafa patlatmışlar ve her akıllarına gelen güzel fikri eklemişler, fikrin gelmediği gün de çıkarmışlar oyunu. Gerçekten hiçbir bölüm ötekinin aynısı gibi hissettirmiyor, hem atmosfer hem de çatışmaya girdiğin şekil olarak.

•Hikaye ve Sinematik Sunum
Hikayenin kendisinde çok bir şey yok ama o bölümlerin ve hikayenin sunum şekli çok iyi, bazen harbiden bir oyun oynuyormuş gibi değil de bir aksiyon filmi izliyormuş gibi hissetmene sebep oluyor, ben çok beğendim.

-Eksiler-

•Bence yok
Benim nazarımda oyunun göze batacak hiçbir kusuru yok ama oyunun 3'le 6 saat arası oynanış süresi kimisi için bir eksi olarak görünebilir, aklınızda olsun.

Son söz
Hala böyle taş gibi olan bir oyuna Remake yapılmış olması sırf kaynak israfı bence. Neyse, dönüp dönüp tekrar oynayacağıma eminim CODMW'ı, oyunun yaşı hiç gözünüzü korkutmasın, hala müthiş keyifli ve akıcı. Herkese rahatlıkla tavsiye ederim.
Posted 26 August, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
13 people found this review helpful
58.9 hrs on record
''Tam Anlamıyla Gerçek Bir Başyapıt''

Zamanında hem adını çok duyduğum hem de ekmek parasına satılmasından ötürü alıp bir şans verip, ilk saatinde pek benlik değil herhalde deyip bırakmıştım. Geçenlerde yine rastgele bir yerde övüldüğünü görünce tekrar bir deneyeyim bari dedim, iyi ki de demişim. Eğer sizde çok ucuz olduğu için aldıysanız veya zamanında ilk saatte sıkılıp bıraktıysanız Dishonored'a bir/tekrardan şans vermenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Bir kere kaptırınca saatlerin nasıl aktığını anlayamayacağınız yılların eskitemediği bir klasik Dishonored.

-Artılar-

•Oyuncuya Sağlanan Özgürlük
Oyunun temel mantığı şöyle işliyor; her bölüm boyunca öldürmen gereken bir hedefin var, oyun seni o hedefin bulunduğu haritaya bırakıyor ve git o adamı öldür gel diyor, nasıl nerede ve ne zaman öldüreceğin tamamen sana kalmış. En basitinden herkesi kıya kıya da gidebilirsin, sağda solda gizlenip herkesi sessizce indirerek yada tamamen pasifist olmak istersen hayalet gibi düşmanın arasından geçip öldürmen gereken düşmanı öldürmeden de etkisiz hale getirmenin yollarını arayabilirsin. Oyunu bu bahsettiğim 3 şekilde de bitirdim ve rahatlıkla söyleyebilirim ki her yol da çok eğlenceli. Oyunun senin eline öyle araçlar sunuyor ki hem gizlilikte hem kombatta seni sınırlayan tek şey hayal gücün.

•Atmosfer, Müzik ve Evren İnşaatı
Oyun sanat tasarımı, detaylara gösterilen önem ve ses efektleriyle müzikleri ile içinde geçtiği Steampunk evren atmosferini çok güzel vermiş. Üstelik bu atmosfer bir amaca da hizmet ediyor, genelde From Software oyunlarından aşina olacağınız harita ve bölge tasarımıyla hikaye anlatmada ustaca kullanılmış, haritanın her kısmı, yaşanan her şey bir amaca hizmet ediyor ve bizi bu özenle yaratılmış evrenin içine çekiyor.

Dipnot: Oyunun credits şarkısı ''Honor for All'' baya güzel bir şarkı oyunla alakanız olmasa bile bakmanızı tavsiye ederim.

•Bölüm Tasarımı
Oyuncuya sağlayan özgürlüğü tam anlamıyla pekiştiren kilit taşı unsur da her şekli eşit derecede destekleyip eğlenceli kılan bölüm tasarımı. Her bölüm büyük incelikle tasarlanmış, gerçekten büyük özen gösterilmiş. 4. oynayışımda dahi yeni yerler ve bir bölgeyi geçmek için yeni yöntemler buldum hakikaten inanılmaz.

•DLC'ler
Oyunun 3 DLC'sinden ikisi olan Knife of Dunwall ve Brigmoire Witches gerçekten Dishonored 1.5 diyebileceğimiz yeni özellikler ve ikisi birlikte bir Dishonored edecek uzunluklarıyla fiyatını hak sonuna kadar hak eden ve en az ana oyun kalitesinde içerikler, ayrıca bence anlatılan hikaye ana Dishonored oyunundan daha iyi, ha o çok yüksek bir çıta değil o da neyse. 3. DLC'ye gelecek olursak...

-Eksiler-

•Dunwall City Trials
*Boğazını temizler* Ben bu DLC'nin anasını avradını sikeyim. Ana oyunu çok sevdiğimden %100'lemeye karar verdim ve başarımlar zor olsa da oyun çok eğlenceli olduğu için hiç sıkılmadan ana oyunu %100'ledim. Sırf tek başarım için oyunu baştan sonra hiçbir süper gücü almadan oynadım ve yine de çok eğlenceliydi. Normalde sıkıcı deyip geçeceğim bu DLC'ye ise kıymetli Arkane öyle başarımlar koymuş ki şu başarımı koyanın aklından ''Hehe kudursunlar mq'' dışında bir şey geçiyor olamaz. Şu nalet başarımlar yüzünden oyunun tek sıkıcı kısmını saatlerce tekrar tekrar oynamak zorunda kaldım. ''Ne kadar zor olabilir ki?'' diyenler için Daredevil, By my hand alone yada Headhunter başarımlarına bakmalarını tavsiye ederim.

•Hikaye
Yaratılan evrenle anlatılan hikayenin kalitesinde bu kadar tezatlık hiç görmedim diyebilirim. Evren ne kadar ilginçse anlatılan hikaye o kadar basit bayık ve tahmin edilebilir. Birkaç hafta sonra ana karakter Corvo ve Samuel dışında kimsenin adını hatırlayacağımı bile sanmıyorum.


Son söz
Oyunu 50 küsür saat oynadıktan sonra bile her Corvo dendiğinde oyunda beynim otomatik Bianco diye tamamlıyordu, hehe aşırı Witcher oynamanın zararları işte. Tamamdır özetle, gerçekten oynadığım en eğlenceli oyunlardan biriydi, herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Posted 22 August, 2025. Last edited 22 August, 2025.
Was this review helpful? Yes No Funny Award
< 1  2  3  4  5  6 >
Showing 1-10 of 58 entries